SON DAKİKA

Rabbimizin Kur’an’da Kullarına Hitapları

Bu haber 30 Kasım 2018 - 9:19 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Rabbimiz insanı yarattıktan ve onu yeryüzüne halife yaptıktan sonra insanlara doğru bir din anlayışına sahip olmaları, kulluk bilincine varmaları için kendi içlerinden peygamberler göndermiştir. Alemlerin Rabbi onlar vasıtası ile insanlara görevlerini bildirmiştir. İlk peygamberden en sonuncusuna kadar bütün peygamberler kendilerine vahiy yolu ile, bazen sahifeler bazen de kitaplar olarak gönderilen ilahi mesajlarla başta Allah’ın birliği olmak üzere iman esaslarına insanları davet etmişlerdir.

Rabbimizin biz aciz kullarını muhatap alması en büyük saadettir. Rabbimiz hidayet rehberi olan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bizlere seslenerek bizimle konuşmakta, iki cihan saadeti elde edebilmemiz için tavsiyelerini, emir ve yasaklarını bildirmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin biz aciz kullarına şu hitaplarda bulunmuştur;

Ey insanlar

Rabbimiz Kur’an’da 23 defa “Ey insanlar” diye hitap etmektedir.  Bu hitap; din, dil, ırk ayrımı gözetmeden tüm insanlığa yapılan bir çağrıdır. İnsana insan olduğunu hatırlatan ve onu insanlığının gereğini yapmaya yönlendiren anlamlı bir çağrıdır. İnanan inanmayan herkesin bu çağrıya dikkat kesilmeleri akabinde de imanlarını yeniden bir daha gözden geçirmeleri gerekmektedir.

“Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, azaptan korunasınız.”(Bakara 21)

Ey Ademoğulları

Kur’an’da beş ayette “Ey Ademoğulları” diye hitap etmektedir. Bu hitapla, Tüm insanlığa Hz. Adem’in çocukları olduğunu hatırlatır. Kur’an’ın “Ey Ademoğulları” çağrısını duyan insanlara düşen; ataları Adem (AS) gibi, seçkin ve temiz olmak, yüce Allah’ın rızasını kazanma yarışı içerisinde yer almaktır. Aynı zamanda bu ifade, tüm insanlığın kardeş olduğunu da ilan eden bir çağrıdır.

“Ey Âdem oğulları, ben sizden, Şeytâna tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır, diye söz almadım mı?” (Yasin 60)

Ey Nuh’un çocukları

Nuh peygamber, tufandan sonra yeryüzünde insan neslini devam ettirdiği için insanlığın ikinci atası kabul edilmiş büyük peygamberlerden biridir. Bir ayette Yüce Allah, “Ey Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın zürriyeti” (İsra 3) diye seslenir. İnsanın, Nuh peygamberin zürriyeti olduğunu bilmesi, ona yaraşır bir evlat olmayı gerektiren bir bilinçtir. Nuh’un zürriyeti olmak, atamız Nuh gibi seçkinlerden olmak, azimli ve kararlı olmak, tavizsiz olmak tevhid mücadelesinde asla yılgınlık göstermemek gibi birçok erdemin adamı olmaktır.

Ey kitap ehli

Kur’an, Hz Musa ve Hz. İsa peygamberin yolundan gittiklerini söyleyen Yahudi ve Hristiyanlara seslenirken de onları rencide eden kullanımlardan sakınmıştır. Genellikle onlara “ Ey kitap ehli” diye seslenilmiştir. Onları son peygamber ve son kitaba inanmaya çağırmıştır. On üç ayette kitap ehline çağrıda bulunulmuştur.

“Ey Kitap ehli, gerçeği gördüğünüz halde, niçin Allâh’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?”

“Ey Kitap ehli, niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?” (Al-i Imran 70-71)

Ey İsrailoğulları

“Ey İsrailoğulları” ifadesi ile Kur’an altı ayetinde Yahudilere seslenmektedir. Bu hitapla, Ey Allah’ın kulu olan Yakup peygamberin çocukları, siz peygamber çocuklarsınız size atanız Yakub gibi, yalnızca Allah’a kulluk yapmak düşer, mesajı verilmek istenmiştir.

“Ey İsrâil oğulları, size verdiğim ni’metleri hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!” (Bakara 40)

Ey Kâfirler

Kur’an çok fazla kâfirlere doğrudan hitap etmez. Zira Kur’an kişilerle uğraşmaz, icraatlarla ilgilenir. Bu yüzden Kur’an, inkâra şartlananlara, küfre saplananlara bir yerde doğrudan seslenir. Bu kıyamet günündeki sesleniştir. “ Ey nankörlük eden kafirler! Bugün özür dilemeyin. Çünkü siz, ancak yaptığınız şeylerle cezalandırılıyorsunuz” (Tahrim 7)

Bir ayetinde de “de ki” ifadesiyle dolaylı olarak inkârcılara seslenir. Çünkü onlar, doğrudan Yüce Rabbin hitabına mazhar olamaya değer kimseler değildirler.  “De ki: ey kâfirler! Ben, tapmam sizin taptıklarınıza” (Kâfirun 1-2)

Ey kâfirler ifadesi, bir kötüleme (zem) ifadesi olup insanları küfür ve inkârdan sakındırmayı içerir. Şayet Kur’an, doğrudan Ey kâfirler ifadesiyle inkârcılara seslenmiş olsaydı, bu onları iyice kızdıracak ve Kur’an’a tavır almalarını tahrik edecekti. Oysa Kur’an, onların küfür ve inkârdan kurtulmalarını istemektedir. Nitekim inkârcı bir kişi, imana ermekle, Kur’an’ın övdüğü ve sahiplendiği iman edenler grubuna katılmış olur.

 

Ey cahiller

Dolaylı olarak bir yerde De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” (Zümer 64)

Ey Peygamber

Kur’an’da peygamberlere “ Ey Adem, Ey Nuh, Ey Musa” gibi onların isimleri ile hitaplar yer almıştır. Son peygambere ismi ile hitap edilmemiştir. Çünkü Kur’an bütün ayetleri ile son peygambere hitaben gelmiştir. Peygamberimize seslenirken on beş ayette “Ey Rasul” “ Ey Nebi “ “Ey örtünüp bürünen” ifadeleri kullanılmıştır.

Ey benim kullarım

Kur’an’da “Ey benim kullarım” hitabı ile Rabbimiz kendine yaraşır gerçek kullarına sahip çıkmış ve onları sahiplenerek onlara büyük bir paye vermiştir. Allah’ın ey benim kulum ifadesini duyan insan, O’na layık olabilmek için gayrete gelir ve harekete geçer. Allah bu ifade ile dört defa seslenmiştir.

Ey iman edenler

Kur’an, yetiştirmeyi hedeflediği müminlere yönelik hitaplarıyla onlara özel olarak seslenir. Kur’an’da, seksen dokuz yerde “Ey iman edenler!” ifadesi yer alıyor. Bu, bir medh/övgü hitabıdır. Bu ifadeyle başlayan ayetler müminlere çok önemli hükümleri bildiriyor. Onların iman sahipleri olduğuna dikkat çekerek imanın gereğini yerine getirmeye ve imanı korumaya çağırıyor. Bu ifadeyle Yüce Allah, inanan kullarını doğrudan muhatap alıyor ve onların imanlarını harekete geçiriyor. Ey iman edenler çağrısının ardından gelen emir ve yasaklar, İslam’ın en temel ilkeleridir. Bunlar, Müslümanların en fazla riayet etmeleri gereken hususlardır. Zira bugün Müslümanlar, en çok bu konularda gevşeklik göstermektedirler. Bu ilkelere uyulduğu takdirde, Kur’an’ın hedeflediği seçkin ümmet oluşacak ve yeryüzü yeniden cennet günlerini, saadet çağını yaşayacaktır. Bu ayetleri bu inanç, bu bilinç ve bu heyecanla bir kez daha okumak; bu ayetleri her okuduğumuzda yahut işittiğimizde yeni bir heyecanla harekete geçmemiz bizim mü’minlik borcumuzdur. Zira çağrıda bulunan Yüce Allah’tır. O’nun çağırdığı kimseler ise, müminim Müslümanım diyen tüm müminlerdir.

“Ey inananlar, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.“ (Tevbe 119)

“Ey İman edeler” çağrısını can kulağı ile dinle

İbn Mesud bu ifade ile ilgili şöyle der: “ Yüce Allah’ın “Ey İman edeler” çağrısını duyduğun zaman kulaklarını aç ve can kulağıyla onu dinle. Çünkü bu çağrıdan sonra O, ya hayırlı bir işi sana emrediyordur, ya da seni kötü bir şeyden sakındırıyordur.”

Cafer es-sadık. “ Bu hitap sevgilinin sevgiliye seslenişidir. Bunu bilen kimse bu hitaptan sonra gelen ilahi emir ve ibadetlerde yorgunluk hissetmez, aksine onlardan haz ve lezzet duyar” (1)

Rabbimizin hitabına muhatap olma bahtiyarlığını elde ederek iman sahiplerine düşen görev bu hitaplara uygun olarak hayatlarını tanzim etmeleridir. Rabbimizin emir ve yasaklarını yerine getirerek rızasını kazanan kullardan olmamız temennisi ile…

1- Prof. Dr. Ali Akpınar, Kur’an’ın Mü’minlere Çağrısı, S.11-21

Hüseyin TOPTAŞ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.