SON DAKİKA
Hitap Radyo
Konyaİhl

MUTEBER HABER’DEN RUMEYSA GÖKDAĞ, SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET İLİŞKİSİNİ YAZDI

Bu haber 21 Aralık 2018 - 14:28 'de eklendi ve 1.094 kez görüntülendi.
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
Medyanın artık “sosyal” olduğu ve cep telefonlarımız aracılığıyla hayatımızın her alanına girdiği, paylaşmanın kolaylaştığı bir çağda yaşıyoruz. Bireyler artık günlük yaşamlarında tecrübe ettikleri, zihinlerinden geçenleri anlık olarak paylaşmakta. Sosyal medya ve internetin kullanımının artmasıyla birlikte, bireylerin hal ve davranış biçimlerinin şekillenmesinde aktif rol oynuyor.
İnternet, bilgi paylaşım içeriğini ve kapsamını değiştiriyor. İnsanlar artık günlük yaşamlarında tecrübe ettikleri, zihinlerinden geçenleri anlık olarak paylaşıyor. Özellikle gençlerin kullanımı bakımından hızlı bir yükseliş gösteren sosyal medya bilgilerin milyonlarca kişiye çok hızlı yayılabileceği göz önüne alındığında hem fırsat hem de bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Düşünmeden yapılan paylaşımlar mahremiyet boyutundaki sorunları beraberinde getiriyor. Bununla ilgili gizlilik prosedürleri kullanıcıları yakından ilgilendiriyor.
Mahremiyet kavramı her dönemde konuşulan, tartışılan bir konu. İnternetin gelişimi bilgilerin gizli kalması noktasında da mahremiyetin önemini daha da arttırdı. Sosyal medya ve mahremiyet konusunun günümüzde ve önümüzdeki dönemde daha çok konuşulacağı kesin. Paylaşımların anlık yapılıyor olması sosyal medya kullanıcılarında ‘beğenilme’ ihtiyacı doğurması ve paylaşılanların düşünülmeden uzun vadede olumsuz sonuçlara kapı açıyor ve bu tür durumlar mahkemeye kadar gidebiliyor. Gizlilik konusunda yaşanan sorunların paralelinde sosyal medya platformları gizlilik sözleşmelerine yeni maddeler ekleyerek sorunların hukuki boyutuyla ilgili çalışmalarını sürekli yeniliyor. Sosyal ağların kullanımları bazı sosyal yönelimleri körükledi, sosyal medya ve mahremiyet algımızın değişimini hızlandırdı. Geçmişte sıkı sıkıya günlükler tutulurken bugünlerde akla gelen herşey sosyal mecralarda binlerce kişiyle paylaşılıyor. Ve bu bilgiler web siteleri, internet servis sağlayıcıları, arama motorları tarafından arşivleniyor.
Hayatının birçok detayını paylaşan bireyler, kötü niyetli kişilere kapı aralıyor. Kimi kullanıcılar kişisel bilgilerini rızalarıyla ifşa ederken kimilerinin de rızaları dışında kişisel verileri kullanılıyor. Her iki durumda da mahremiyetleri tehlike altına giriyor. Sosyal mecraların çoğalması ve yaygınlığının artması sonucu olarak, mahremiyete yüklenen anlamlar da değişebiliyor. Mahremiyetin sadece belli bir ilim dalını ilgilendirmediği gerçek olmakla birlikte insanları yıllardır içine aldığı önemli bir sosyolojik olgu. Bunun yanında teknolojik imkanlar düşünüldüğünde bireyin sosyal yaşamının ötesinde sanal dünyada daha fazla karşımıza çıkıyor, mahremiyet sorunu.
Özel yaşamın gizlilik sınırları belirsiz ancak keyfi olarak bu sınırların çizilmesi, özel yaşamın başkalarıyla ne derecede paylaşılacağını belirleyen “gizlilik” olarak nitelendirdiğimiz kodlar içermektedir. Bu kodlar toplumun günah, ayıp, kötü, iyi vb. gibi merdivenlerini şekillendirmektedir. Mahremiyet sınırları bireylerin kültürüne, yaşadığı topluma göre de farklılık gösteriyor. Mahrem bilgileri bireylerin arzu ettiği şekilde paylaşmaları, paylaşım içeriklerine karar kılmaları, özel hayatlarına ilişkin bilgileri ne ölçüde paylaşacağına, o alana kimleri alıp kimleri dışarıda bırakacağı bir özgürlük tartışmasını da beraberinde getiriyor. Bu durum bireylerin özel hayatında şahsi bilgiler üzerindeki hakları saklama adına sınırlarını da belirliyor. Bireylerin birbirleriyle alışverişini sağlayan sosyal mecralarda da gözleyen ve gözeten de aynı.
Toplum ve bireyin mahremiyet algısının değiştiği bir gerçek. Biriyle yüz yüze konuşurken ya da sokakta yürürken yapamayacağı, söylemeyeceği şeyleri insanlar sosyal medyada rahatça yapabiliyor ve başkaları yaptığında ayıpladığı davranışın tam da içinde buluyor kendini. Tiktok videolarında olduğu gibi… Yazıyı sonuca bağlamak çok kolay değil ama önce sosyal medyanın sanal olduğunu ve nasıl kullanmamız gerektiğini öğrenerek işe başlamamız gerekiyor. Yeni medya “mahrem” olan her şeyi buharlaştırıp sanal dünyanın kanallarında dolaştırıyor. Kültürümüzdeki mahrem yani özel olanı yeniden idrak etmemiz gerekiyor.
Rumeysa Gökdağ / KİMDER İmam Hatip Medya Okulu-Prof. Dr. Ömer Dinçer Anadolu İmam Hatip Lisesi

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.