SON DAKİKA
Hitap Radyo
Konyaİhl

Mevlana’yı Mevlana yapan Kur’an ve sünnettir

Bu haber 14 Aralık 2018 - 8:39 'de eklendi ve 46 kez görüntülendi.

Büyük İslam ve Türk mütefekkiri Mevlâna Celaleddin-i Rumî, XIII. Yüzyılda İslam dünyasını dört bir yandan kuşatan Haçlı seferlerinin yoğun saldırılarının olduğu bir dönem ile Moğol istilalarının İslam dünyasını yakıp yıktığı, talan ettiği, kan ve gözyaşlarının oluk oluk aktığı bir dönemde Selçuklu coğrafyasında Konya’da yaşamıştır.
Milletimizin yetiştirdiği büyük dehalardan olan Mevlana’nın düşüncesinin temelinde İslam vardır. Mevlana’yı Mevlana yapan Kur’an ve sünnettir.
Mesnevi hikâyelerinin yaklaşık 950 başlığının elliden fazlası ayet, bir o kadarı da hadislerden oluşur. Mesnevi’de lafzen veya mealen geçen ayetlerin sayısı yedi yüz kadardır. İşaret veya telmih yoluyla geçen ayetlerle bu sayı bin beş yüzü bulur. Bu ise Kur’an’ın dörtte birine tekabül eder. (1) Mesneviyi, Kur’an ayetlerini baştan sona ele alıp inceleyen bir tefsir çalışması olarak değil Kur’an’dan aldığı feyz ile insanlara İslam’ın mesajlarını anlayacakları şekilde ulaştırmaya çalışılan bir eser olarak görmek gerekir.
Eserlerinde ve sohbetlerinde Kur’an ve Peygamber Efendimizden sık sık söz eden Mevlana, çevresine kendi metodu ile İslam’ı tebliğ etmeye, yaşantısıyla da örnek olmaya çalışmıştır.
Günümüzde hümanist biri olarak tanıtılmaya ve kabul ettirilmeye çalışılan Mevlana, bu kavram ile ifade edilebilecek biri değildir. Çünkü Cemil Meriç, hümanizmi, “imanını kaybeden bir çağın dini”, ”insanlık dini”, “Avrupalı için, kaybettiği dinlerin, yıktığı inançların yerlerini alan bir put” ve “kimsenin hudutlarını çizemediği bir aydın hastalığı“ olarak tanımlamaktadır.(2)
Mevlana’nın sahip olduğu İslam inancını gözden uzak tutmak isteyenler onu hümanizm kılıfına sarmaya çalışmışlardır. Halbuki hümanizmi insan sevgisi olarak ele alırsak İslam baştan sona insan sevgisi ve insana verilen değerler ile doludur. Kadın haklarından Hayvan haklarına, çevre bilincinden sosyal yardımlaşmaya kadar öne çıkarılan akımların dile getirdikleri görüşlerin daha fazlasını Kur’an’da ve Peygamber Efendimizin hayatında görmemiz mümkündür. . . Bir noktayı ele alıp diğerlerini görmezden gelerek değerlendirmelerde bulunmak kişilerin yanlış anlaşılmasına ve yanlış tanıtılmasına sebep olur.
Mevlana’yı İslam’dan bağımsız olarak ele almak, O’nu dinler üstü bir filozof olarak takdim etmek, Mevlana’nın inanç esaslarını görmezden gelerek O’nu Kur’an ve sünnetin yerine monte ederek anlamaya ve tanıtmaya çalışmak Mevlana için yapılabilecek en büyük bühtandır. Mevlana’nın dinler üstü hatta din dışı hümanist bir filozof olarak takdim edilmeye çalışılması hatasından vaz geçilmelidir.
Mevlana’nın insan sevgisi, hoşgörü anlayışı, insanlarla ilişkisi, olaylara bakışı hep takdir edilmiştir. İnancından aldığı yüce değerlerle dönemine ışık saçan Mevlana; aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen gerek İslam dünyası, gerekse de Amerika’dan Japonya’ya kadar çok sayıda ülkede takdir edilen, takip edilen ve hayran olunan bir mütefekkir olmuştur.
Şeb-i Arus törenleri için ülkemizden ve dünyanın dört bir tarafından insanlar akın akın her yıl Konya’ya gelmektedirler. Mevlana hayranı olan bu insanlara katıldıkları programlarda Mevlana vesilesiyle İslam’ın mesajı verilmelidir. İslam’ın güzelliklerinin insan ve toplum hayatında yaşanılır hale getirilmesi için gayret göstermek gerekmektedir. Bugün, insanlığın her zamankinden daha fazla Hak din İslam’a, İslam’ın hoşgörü ve barışçı mesajları ile tanışmaya ve yaşamaya ihtiyacı vardır.
Maddi ve manevi tatminsizlik yaşayan, yaşadıkları buhranlardan kurtulmanın yolunu arayanlara Şeb-i Arus törenleri vesilesi ile İslam’ın mesajı en etkili bir şekilde aktarılmalıdır. Kendi batıl ideolojilerinin verdiği rahatsızlıklardan kurtulmak isteyen Ortodoks’undan Katolik’ine, Ateistinden Protestan’a kadar milyonlarca insanın İslam’la tanışması sağlanmalıdır. Mevlana’ya hayranlıklarını her ortamda dile getiren, Mevlana programları için binlerce kilometre yol gelen insanlara bu vesile ile İslam’ın mesajını güzel bir şekilde verebilirsek, onların evlerine, yurtlarına İslam’ın mesajları ile geri dönmelerini sağlayabilirsek dünyada huzurun ve barışın gelmesine, hoşgörü ile problemlerin çözümüne katkıda bulunmuş oluruz.
Anma programını yalnız sema ve tasavvuf musiki konseri ile geçiştirmek binlerce kilometre uzaklardan gelen insanların ruh dünyalarına bir şey vermeden geri dönmelerini sağlar. Mevlana’yı anmak ve tanımak ne sadece sema törenlerine katılmakla ne de O’nun isminin verildiği değişik eşya ve ticarethanelerden alışveriş yapmakla gerçekleşir. Unutmayalım ki, İslami mesajlardan yoksun bir program Mevlana düşüncesinin ve inancının yanlış anlaşılmasına sebep olur.
“Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın bendesiyim
Ben, Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım
Eğer birisi benden bundan başka söz naklederse
Ben ondan da bizarım, naklettiği sözlerden de bizarım” diyen Mevlana kendisinden nasihat isteyen Emîr Muîneddin Pervâne’ye âyet ve hadisin muktezâsınca amel etmeyi tavsiye ederek aralarında şu konuşma geçer:
“Kur”ân-ı Kerîm”i ezberlediğini duydum” dedi. O” da evet diye cevap verdi.
“Ayrıca hadisler hakkında Câmi”ül-usûl”ü okuduğunu ve Sadreddin”den dinlediğini duydum.” buyurdu. Pervâne yine evet dedi. Bunun üzerine Mevlânâ:
“ Mâdem ki Allah ve Rasûlü”nün sözlerini okuduğun, gerektiği gibi bahsettiğin ve bildiğin halde, o sözlerden nasîhat almıyorsan ve hiçbir âyet ve hadisin muktezâsınca amel etmiyorsan, edemiyorsan, benim nasîhatimi nasıl dinler ve ona nasıl uyarsın” dedi.
Mevlana, Kur’an-ı Kerim’i ezberlemenin yanı sıra onun manasına yönelmek ve ondan gıdalanmak gerek, der. Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumakla iktifa edip, ondan gıdalanmayı Hz. Mevlana bir fırın ekmeği ağzında çiğneyip atarak doymak isteyen insana benzetir. (3)

1- Prof.Dr. Ali Akpınar, Mevlana ve İslam, S.172 2- Prof.Dr. Fikret Karapınar, Mevlana ve İslam, S.149 3- Prof.Dr. Fikret Karapınar, Mevlana ve İslam, S.154

Hüseyin TOPTAŞ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.